2 Haziran 2013 Pazar

Beni bu güzel eylemler mahvetti...

Beni bu eylemler mahvetti..

Merhaba ey azizim...

31 Mayıs 2013 saat 6 civarı halk ayaklanması vardı, 3 gündür süregelen bir isyandı gözüken taksimde. Bu eyleme duyarsız kalamadım elbette. Güneşi şavkı öylesine tatlıydı ki bir an aklıma (o mahur beste) geldi "güneş ışığı satılık değil, malınız mülkünüz değil".

Halbuki sabah eylemlere karşı çıkmış biriydim

Neyse Feribotta herkes olanlardan habersizdi,güzel güzel gazetelerini okuyorlar,olaylara vurdumduymaz tv kanallarınını izliyorlardı, seçenekleri de yoktu yahu feribotta malum candaş medyanın haber kanalı veisare...

Feribottan indiğim de içimden geçirdim bu sefer olacak, bu sefer haklı bir davam var dedim kendi kendime. Güneşi de arkama almıştım. Köprüden, Taksim üzerinde ki dumanları görünce olayın vahametini anlamıştım. İçim de kelebekler uçuşuyordu resmen belki de hayatımda katıldığım en heyecan verici eylem olacaktı, belki yaralanacaktım ama kardeşlerimle beraber omuz omuza eylem yapacaktım, bir olacaktım topyekün gidecektik taksime geziye girecektik...

Ve beklenen oldu Tarlabaşı'nın başındaydım. İnternetim kesilmişti. Çekebildiğim kadar resim çektim, İşte dedim devlet terörü yine yeniden. Boğazıma sanki kızgın demirler sokuyorlardı,burnumdan zehir çekiyordum, polisin fütursuzca attığı biber gazları hem bağırmamı engelliyor hemde görmemi engelliyordu.

Yavrusunu kaybetmiş bir anne gibi bağırıyordum polislere sanki benim polisim değilde yurdumu işgal etmiş İngilizlere,Almanlara...

Direnecektim,taksime, gezi parkına girecektim,girecektik.... Bir an düşündüm etrafımdakiler kaldırım taşlarının çoğunun sökmüş polise atıyorlardı, dedim ben neden buradayım, bu polisler neden bu kadar öfkeli....

Bir eve sığındık uzun merdivenleri vardı,içeri girdiğimde her şey benim için bitmişti, dağdaki terörist askerimle uğraşamamış inmiş şehirde polisimle uğraşıyor...Bacağım sakatlanmıştı resmini çektiler bende çektim kimisi plastik mermi gelmiş diyor kimisi biber gazı tüpü sıyırmış diyordu... Bu bir başkaldırıydı ama baş kaldırı anarşizme dönüşmüştü...

Sadece eylem yapmaya bağırmaya gitmiş iken polisin füturszca attığı biber gazlarıyla kendimi ağır bir anarşist hissettim, üzüm üzüme baka baka kararır misali bende onlardan biriydim,kabe müslümanlar için ne ise gezi parkı da bizim için oydu o anda. Kutsal topraklara girecektik, girecektim...

Haberler geliyordu Çarşı tomaları eline geçirmiş,Ultraaslan onları koruyor, 12numara polisleri püskürtüyordu nasıl oluyor da bütün maçlarda birbirlerini yiyenler bir arada oluyor diye...

Tabi ki haberler asılsızdı 48 saat daha eylem sürerse hükümet düşecek haberleri diye diye eylemi uzattırmaya çalışıyorlardı. Yalan haberler ile iyice galeyana gelmiştik birde üstüne polisin sert tavrı çileden çıkarmıştı tabi ki bizi...

Bence birileri düğmeye basmıştı, eylem dediğin böyle olmazdı, olmamalıydı kol kola girecektik gezi parkına halaylarla türkülerle ama ne polis buna müsaade etti ne de orada bulunan teröristler,provokatörler....


Ben ve benim gibi giden bir çok yoldaşım polisimin sert müdahalesine maruz kaldık sırf sadece eyleme geldiğimiz için,provoke etmediğimiz için ... Provokatörler ne yaptı biliyor musun ? Kafalarına atkılarını geçirip kaldırım taşlarını polise attılar, çöp konteynerlerini devirip ateşe verdiler doğa için orada bulunanlar değildi onlar ortamı gelmeye gelmişlerdi,gerdiler...

Bugün görüyorum ki sağduyulu kardeşlerim etrafı temizliyorlarmış kim dağıttı orayı biliyor musun ? O o. çocukları dağıttı, yaktı,yıktı.. Sonunda da aldı birasını eline siktirdi gitti.Şu anda da bir çoğu İstanbul'da değildir.Çünkü onlar görevini yaptı amacı taşkınlıktı emeline ulaştı..

Bu aslında etkiye tepkiydi,bir başkaldırıydı yapılan zamların birikmesiydi,reyhanlıydı,şehitlerimizde ama malasef gölge düşürdüler...

Neyse azizim kalemim mürekkebi bitti, güzel günler dilerim....