25 Haziran 2016 Cumartesi

Sen hiç aşık olduğunda ateş böceği gördün mü ?

Aaa merhabaaa 

Edebiyatçı olsa idim kuvvetle muhtemel “Tuna Kiremitçi” gibi bir şey olurdum. Aman Allah’ım Allah muhafaza. İyi ki hiç bir şeyim ya bir şey olsaydım ? Mesela; baltaya sap.
Cümleler bazen ağzımızdan çıkarken küfre dönüşüyor ne ikna edici bir hitap şeklidir bu böyle.Mesela bisiklete biniyorsun ve senden yaşça büyük birileri aaa tekerlek dönüyor diye ve sen o anda tekerleğe bakıyorsun insanlar gülüyor, hayat amacın ne ebenisini s.ktiğimin diye cevap veremiyorsun o anda hayatını sorguluyorsun "yahu ben bu kadar salak mıyım ? " Malasef ki o kadar salaksın buna bende dahil. Ölümü beklemek çok saçma bu hayatta,ölümlü olduğunu bilmek ise tarifsiz bir duygu,ahhh herkes ölecek düşünsene en zengininden en fakirine, muhteşem bir gerçek, tam bir devrim.

“Adam yaşama sevinci içinde  
Masaya anahtarlarını koydu  
Bakır kaseye çiçekleri koydu  
Sütünü yumurtasını koydu  
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür  
Masaya biranın dökülüşünü koydu  
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu  
….

Adam ha babam koyuyordu. “

Ahh Edip Cansever ah nasıl da sağlı sollu koydu kroşeyi tam da böğrüme. Gülten Akın’ın dediği gibi “Ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya”.

Benliğimi bir kenara bırakarak yazıyorum bu satırları. De’nin nere de ayrı yazılacağını öğrenemedim mesela ben. Yada bir kıza kokulu şiir nasıl yazılır. Sahi birinin kalbine nasıl dokunuyorduk ? Ben hayatta babamı da hiç görmedim ki. Mahur sesiyle Ahmet Kaya şarkısı dinlemek gibi midir ki insanın sevdiğine sarılması ? Parası neyse verelim ve “herkes çıkarsın kalbini o çirkin mücevher sandığından ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım” ..


Ah ki ne ah. İç ses diye söylenip duruyorum, şiirlerden cümleler oluşturmakta da üzerimize yok.Hırsızlıkla mı müvazene ediyorum kalbimi Allah’ım.Hep böyle rutubetli cümleler mi kuracağım .Şimdi içime kapanıyorum, “kalbim yanlış tufanlar öneriyor toy bedenime. Çok gencim, daha 20’li yaşların sonun da.Çok biliyorum yani her şeyi.Yolun yarısı selamunaleyküm. 

17 Ekim 2014 Cuma

ah o gemide ben de olsaydım



alper’den 700 lira borç aldım bugün
israil devleti gömülsün diye karanlıklara!
çünkü eğer borcu varsa bir mazlumun
başka bir mazluma
bir mazluma
mazlum…
sevgilim
tam buraya uygun bir ayet bulamıyorum.
oysa ne çok ayet vardı 90’larda…
baktığımız her yerde ayrı bir allah
gördüğümüz her peygamber yeni bir mağara.
insan olmak bizatihi sansasyoneldir.
diline döktüğüm dilleri hatırlasana…

alper bana 700 lira borç verdi bugün
israil kaç mermi yapabilir bu parayla?
tarık ali’nin muhammed ikbal için söyledikleri doğru mu?
frengiden öldü diyor lahor pavyonlarında.
işte 90’larda böyle şeyler düşündük biz sevgilim
düşündük şiir yazınca temizlenir ülkemiz.
şimdi ikbal cennette, tarık ali ingiliz
merminin de biliyorsun, bini bir para
ve diyelim ki humeyni’yi de seviyorum jack daniel’ı da
diyelim ki ev kirasından muaftır bütün şehir
diyelim ki zalimler de centilmen olabilirler…
bana duyduğun sevgiyi azımsasana!
lira bana alper borç bugün verdi 700.
hemen iki paket malbora, biraz mızrak, biraz kuz.
bilhassa ecnebi reyonundan seçtim bunları sevgilim
fosforun pişirdiği çocuklarda bulunsun tuzumuz.
ah evet biliyorum demode lakırdılar bunlar
demode irrasyonalizm, antikapitalizm demode.
dünya kocaman bir köy, en iyi sigara malbora
araplar arkadan vururlar, meşru bir ülke israil.
eğer bir gemi dolusu hayvan
haksız yere böğürüyorsa
ölen her zaman suçludur ne yapabilir ki katil?
biliyorsun zalimin dediği olur ortadoğu’da
dur küfretme. zalimler de allah’a dahil!

söylemiş miydim alper’in bana borç verdiğini?
mızrak aldım, çok arabesk, fazla anakronik.
kuz desen; alnım açık, dolaşmam kuytularda.
belki de lirayı kapar kapmaz 700
yüzümü dönmeliydim olduğu gibi batıya.
bir bakmışım karşıdan tarık ali geliyor
hey bayım; şu var ya; şu koca london bridge…
90’larda espriler hep böyleydi sevgilim
çok açık göstermeci, nobran, edepsiz ve kitsch!
90’larda zalimler biraz racon bilirdi.
karıları çocukları köpekleri olurdu.
yalnız kalan bir zalim allah’ı düşünürdü
dur gevşeme. zulüm, allah’tan hariç!
ah o gemide ben de olsaydım eğer
mızrağı sallardım aştot’a kadar
belki gider çirkin bir faşiste değer
belki de bir masumun tam kafasına.
ama savaş böyleymiş bazen siviller
ölebilirlermiş devlet uğruna.
90’lar bitti artık onlar var ve hey
siz devlete inanan bütün reziller
cehennemde karşıma çıktığınızda
öyle bir yumruk patlatacağım ki tam burnunuza
hayatınız gazze şeridi gibi geçerken gözünüzden
anlayacaksınız allah ne demek
ahlak ne demek
ve rüya…
bu sözlerimi cennet ehline aynen ilet sevgilim:
devletin bekasının da allah belasını versin

malboranın da


ah muhsin ünlü

2 Ekim 2014 Perşembe

perdesiz gitarda arayışlar..


Vakur sesiyle o mahur Ahmet Kaya parçası çalıyor ama ben babamı hiç görmedim ki...

Hayatta kaçmakla direnmek arasında ki ince çizgide yürüyorum..

Sana bir şiir yazmalıyım
Güzelliğini betimleyemeyecek kadar güzel,
Bütün erkek yanlarımı alıp
ve
İçine boşaldığım ölü ruhları
kaybettiğim bedenimi
bulamadığım aklımı
ve
ruhani bulutlarla kaplı kalbimi.

Dünyanın bütün mor menekşelerini
bahçemin hiç açmayacak olan güllerini
ve
tebessümlerini biriktirmeliyim.

Adını sayıklatmalıyım kağıda
sadece seni bana yazmalı kalem
ve
cümleler biriktermeliyim heybemde
sadece güzelliğini betimleyecek
güzelliğinin annemin duası gibi...

Eylül bitti
derdim ne aylarla,ne yıllarla
madem kalbim kalbine mühürlü
bütün aylara adın verilmeli...

adını yazmak seni görmekten daha zor...


21 Eylül 2014 Pazar

Her şeyden birazcık ama hiç bir şeyden tam değil

Hayat çok saçma, saçma kelimesi kadar saçma..Çirkin kelimesinin telafuz edilişi kadar çirkin

Her şeyden birazcık ama hiç bir şeyden tam değil,azıcık değinip siktir olup gidiceğim...

"tükeneceğiz...
sen başka beden(de)ler de, ben senin ruhunu ararken..."

"Kuş öldü;
ben uçmayı unuttum
Sen de gelmedin"

"Ah mine'l-aşk, serde sen var lakin;serde sende yok"

"Gecenin en güzel yanı,seni bana düşündürmesi"

"Bu gece gel,gel bu gece kelebek kadar nefesim var"

"Kapat ağzını sevgilim,başkalarının nefesi ciğerlerine dolmuş..."

"Çok tatlı gülüyorsun, dedi.Sende dedim.Beraber gülüştük,o gitti bekleyecek gücüm yoktu şairin yaptığını yaptım beklemedim...."

"Boynun sevgilim,musaitse dudaklarımı mühürleyeceğim."

"Ey kahpe eylül sevdiğimi ver ve bit"

"Telefonlarımızı elimizden bırakamıyoruz,çünkü kişiliklerimizi sosyal hesaplara senkronize ettik."

"Bir sayaç olsa da profiline ne kadar baktığımı görse,belki de sırf bunun için severdin beni"

"Lala nasıl anlatılırsa konuşmak,öyle anlat bana sevgiyi ya da uğraşma imkansızla, benim kalbim cam kırıklarıyla dolu..."

"Gidilmesi zor yerler..."

"Yüreğim kanıyor, ne aşktan ne sevdadan, yüzünü dahi hatırlamadığım birinden..."

"Ben çok fırtına biçtim,rüzgara kafa tutacak halim yok..."

"Seninle tanıştım tanışalı kalbimden yiyorum."

"Belimi incitmeyeyim derken karıncayı öpemedim."

"Son sigaranı sakla sevgilim, tan yeri ağırırken lazım olacak."






4 Eylül 2014 Perşembe

Benim sadece iki elim var..

Ruhları yıkık ve sevimsiz binalarınız
Fahişe kahkahalarıyla inleyen,
Sperm kalıntılarıyla dolu sıfatlarınız
Ve yüzleriniz...
Ve orgazm kalıntılarıyla dolu ruhlarınız
Hiç birisi ama hiç birisi ar'ınızdan zerre götürmüyor.
Uzun toplu konutlarınız ve topuklarınız
Kahkalarınızla inleyen sevişme odalarınız
Ve yüzsüz yüzleriniz....
Her erkekte aradığınız mutluluğunuz
Mutluluk kisvesi altında yattığınız
Bedenleriniz ve bedenlernize bindirdiğiniz yükleriniz
Hiç birisi ama hiç birisi sizi tatmin etmiyor...

29 Mart 2014 Cumartesi

Kime oy vereceğiz ?

Selam sana…

Malum seçimler vesaire hangi partiye oy vereceğini bilemem.


Elini vicdadına koy da oy ver. Tatava yap oy devletin belki de sana bedavadan tanıdığı en büyük haktır.Tatava yap Tayyip Erdoğan’a hırsız dersen Kılıçdaroğlu’nun SSK zamanı aklına gelsin.Kimse bana SSK öyle kurum böyle kurum demesin,kasetle gelen kasetle gider. Tayyip Erdoğan’a temiz dersen bu kadar ses kayıtlarını neremize koyacağız? Sahte alimlerin dediklerini kafaya takacak değilsiniz.Masonların kucağında ki bir örgütten bahsediyoruz.

Hiç bir yerde bir parti üzerine birleştirmeye mecbur hissetme kendini karakterini satacak değilsin dime? Elini vicdanına koy da oy ver. Tayyip Erdoğan’a görgüsüz halkı takmıyor kabadayı sinirli dersen Sarıgül’ün sadece 15 günde yaptıklarına bak,karakterini dahi oturtamamış öfkesine yenik düşüyor.Erdoğan’a iyi dersen Diyarbakır’da Sn;Kurdistan başkanı deyip Manisa’da konuştuklarına bak.Ankara’da yaşayan CHP’li nasıl Mansur Yavaş’a oy verecek aklım almıyor.Gidip Gökçe’e ver demiyorum hiç bir işe yaramaz dediğin parti veya partiler bir işe yarayabilir iyi düşün.

Türkiye üzerinde küresel çapta oyunlar oynandığı gerçek bu sadece AKP üzerine mi oynanıyor yoksa Erdoğan üzerine mi oynanıyor konuşmak için çok geç. Evet bir gerçek var ki oda şu ; kendimizi o kadar güçsüz hissetmişiz ki başımıza ne gelse ya Amerika ya İsrail’in işi diyoruz.

Siyasetin iki ucu boklu değnek sana kimi seçtirmek istiyorlarsa onu gözünün önüne sokuyorlar.Anketlerde yükselen değer olarak gösteriyorlar Akıllı düşün bir oy bir oydur. Vicdan muhasebesini iyi yapın.Hepimiz annelerimizin babalarımızın dedelerimizin tuttuğu partilere destek veriyoruz bir şekilde değiştiremiyoruz.Dediğim gibi oy devletin sana vergi almadan verdiği en büyük hak. Adaylarını iyi tanı tarih tekerrürden ibarettir.

26 Eylül 2013 Perşembe

Blogger tadında bir mektup ya-za-ma-dık...

Yazamadık efendim,yazamadık...

Müstesna bir şarkıdır,dinleyin.

Yazı çok dağınık,hatta ve hatta yazı demek yazarlara hakaret bile olabilir...

Edebi cümleler kurmaya çalıştıkça iyi ki edebiyatçı olmamışım diyorum, kaza-bela edebiyat okusaydım 2.bir Tuna Kiremitçi vakası olacaktım.

Neyse efendim söylemek istediklerim şöyle gelsin, 3 Temmuz şike süreci patlak verdiğinde MAA elinde bir bombayla uyanmıştı,biliyordu bilmiyordu tartışmaları öte gitsin ben MAA'nın ne kadar olması gerektiği gibi bir yönetici olduğunu yazmıştım ve kör olunca badem gözlü olmadan önce bununla da övünmüyorum sadece sezgilerim o zamanlar şimdikilerden kat be kat iyi idi. Bugün geldiğimiz noktaya bakalım; Demirören TFF Başkanı, Beşiktaş'ı abandone duruma getirmiş, Galatasaray Başkanı 3 ay önce Demirören bırakacak,istifa edecekler derken Aysal'ı köşeye sıkıştırmış,yalanlar,iftiralar havada uçuşmuş bir vaziyette. Koca koca adamların geldiği durum içler acısı. Unutulmamalıdır ki taraftar asla unutmaz,unutturmaz.

Edebiyat demişken biz neden Hasan Ali Toptaş'a sahip çıkmıyoruz ? İlla ölmesi mi gerekiyor ? Bir insan yaşarken büyük yazar olamaz mı ? Hasan Ali Toptaş için bir belgeselin altında çok güzel bir yorum vardı "seni hak edecek ne yaptık" bu cümle bence özetliyor zat-ı ...

Eski günlüklerimi karıştırırken bir cümleye rast geldim "kendi ciğerlerini koruyamayan insanlardan ormanları korumasını beklemeyin" diye, dedim ya kaza-bela edebiyatçı olmamışım diye Tuna Kiremitçi yanımda Edebiyatçı kalırdı...

Sadece bizim kültürümüzde mi var bilmiyorum ama bizde değişik bir algı var. Çok abes bir durum olmadıkça erkek sürekli özür dileyen hata yaptığını kabul edecek bir durumda oluyor. Şimdi ben Tatar Ramazan moduna girip ben bu düzeni bozarım demeyeceğim ama ben bu düzeni öper atarım...

1 Hafta önce nev-i şahsına münhasır bir amcam Eser Yenenler için şöyle bir yorum yaptı " bu ne aynı haram yemiş belediye zabıtası gibi" dedi. İşte tam o an dedim ki bende ki gedik kapandı;çünkü yaptıklarına bir tek ben gülmüyor olamam herhalde.

Bursa'da oturanlar için küçük bir öneri bugün Uludağ'a çıkın,görüp göreceğiniz en yaşanılabilir havayla karşılaşacaksınız.

Güzel günler dilerim efendim,güzel günler...